Reklam
Reklam

Erdoğan'dan Hulusi Akar'a 'FETÖ' suçlaması

Erdoğan, kendisine ‘FETÖ’nün bir numaralı siyasi ayağı ’ diyen Kılıçdaroğlu’na karşı açtığı davaya gönderdiği dilekçede, aralarında Akar’ın da olduğu komutanları suçladı.

Erdoğan'dan Hulusi Akar'a 'FETÖ' suçlaması

Erdoğan, kendisine ‘FETÖ’nün bir numaralı siyasi ayağı ’ diyen Kılıçdaroğlu’na karşı açtığı davaya gönderdiği dilekçede, aralarında Akar’ın da olduğu komutanları suçladı.

Reklam
Erdoğan'dan Hulusi Akar'a 'FETÖ' suçlaması
04 Haziran 2018 - 00:44
Reklam

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kendisi hakkında “FETÖ’nün bir numaralı siyasi ayağı Cumhurbaşkanı koltuğunu işgal eden zattır” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aleyhinde açtığı 250 bin TL’lik tazminat davasında mahkemeye 85 sayfalık “savunma gibi” dilekçe gönderdi. Cumhurbaşkanı’nın avukatının hazırladığı dilekçede, 15 Temmuz darbe girişimine katılan FETÖ’cü generallerin büyük bölümünün Erdoğan’ın başında bulunduğu Yüksek Askeri Şura’da (YAŞ) terfi ettirilmesi konusunda “askeri kesim” suçlandı.

15 Temmuz öncesinde YAŞ’ta Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ile orgenerallerin olduğuna işaret edilen dilekçede, “Başbakan ve Milli Savunma Bakanı’nın iki kişi olarak sivil azınlıkta olduğu ve teknik hazırlığın da Genel Sekreter unvanı ile asker kesim tarafından yapıldığı” belirtildi. Erdoğan’ın avukatının işaret ettiği dönemin önemli bölümünde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar görev yapıyordu. Diğer yandan dilekçede, Ergenekon davasına ilişkin Erdoğan’ın 2008 yılında “Ben bu davanın savcısıyım” dediği iddiası yalanlanırken, Erdoğan’ın “milletin savcısı” olduğunu beyan ettiği savunuldu.

Kılıçdaroğlu, partisinin 27 Mart’ta düzenlenen grup toplantısında “FETÖ’nün bir numaralı siyasi ayağı Cumhurbaşkanı koltuğunu işgal eden zattır. Versin mahkemeye, ispat edeceğim” demiş, bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu aleyhinde 250 bin TL’lik tazminat davası açmıştı. Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, davanın görüldüğü Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne verdiği 84 sayfalık dilekçede, “delillerini” sunmuş, eski Genelkurmay Başkanları İlker Başbuğ ve Işık Koşaner ile dönemin Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’ın arasında bulunduğu 8 kişinin tanık olarak dinlenmesini istemişti. Dilekçede özellikle “FETÖ’nün devletin en kritik konumlarına yerleşmesine en fazla katkı veren siyasinin Erdoğan olduğu” belirtilirken, 15 Temmuz kalkışmasına katılan neredeyse tüm FETÖ’cü generallerin, general olmasını Erdoğan’ın YAŞ’ta sağladığı, terfi ve atama kararlarına imza attığı vurgusu yapıldı.

85 sayfalık yanıt

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, Kılıçdaroğlu’nun dilekçesindeki suçlamalarına karşı mahkemeye 85 sayfalık yanıt dilekçesi verdi. YAŞ toplantılarında FETÖ’cü subayların terfi ettirilmesi konusunda Erdoğan’ın sorumluluğu olmadığı öne sürülen dilekçede, 15 Temmuz 2016 darbe girişimine kadar Genelkurmay Başkanlığı yapan Hulusi Akar’ın arasında bulunduğu komutanlar ile diğer asker kökenli YAŞ üyeleri şöyle suçlandı: “Davalının Sayın Cumhurbaşkanımızın bizzat, hak eden subayların terfisini engellemek ve FETÖ’cü sözde subayları terfi ettirmek suretiyle general yaptığına ve FETÖ’ye destek olduğuna ilişkin Yüksek Askeri Şura’nın 15 Temmuz’a giden süreç içerisindeki toplantı ve karar usulleri dikkate alındığında gülünç kalmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ülkenin Başbakanı sıfatı ile Yüksek Askeri Şura’ya katıldığı ve başkanlık yaptığı dönemlerde yani 15 Temmuz’dan sonra yapılan değişikliklerden önce, YAŞ üyeleri; Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı, Kuvvet Komutanları, Ordu Komutanları, Jandarma Genel Komutanı, Donanma Komutanı ile Silahlı Kuvvetler kadrolarında bulunan orgeneral ve oramirallerden oluşmaktaydı. Toplantılar, Başbakan’ın başkanlığında yok ise Genelkurmay Başkanı başkanlığında ve Şura üyelerinin katılımı ile yapılır, şurada kararlar toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile alınırdı. Eğer oylamada eşit oy çıkarsa, o sırada başkanlık yapan kişinin (Başbakan ya da Genelkurmay Başkanı) oy verdiği tarafın oyu geçerli olmaktaydı.

‘Askeri kesim’ ithamı

Bununla birlikte yine değişiklikten önceki 1612 sayılı kanunun 6. maddesine göre; ‘Genelkurmay İkinci Başkanı aynı zamanda Yüksek Askeri Şura’nın Genel sekreteridir’ ve Şura toplantısında bir üst rütbeye terfi edecek general, amiral ve albaylar ile emekliliğe sevk edilecek ve görev süresi uzatılacakların işlemlerine yönelik tüm hazırlık faaliyetleri ilgili mevzuata uygun olarak Şura Genel Sekreteri tarafından yürütülmekteydi. Açıklananlardan da anlaşılacağı üzere, Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde Yüksek Askeri Şura’da yalnızca bir oy hakkı bulunmaktaydı. Davalının Sayın Cumhurbaşkanımızın kararları bizzat tek başına alarak, atamalara keyfiyetle karar verdiği iddiasının, sadece yukarıda açıklanmış olan şüranın toplantı ve karar usulleri dikkate alındığında dahi gerçek dışı olduğu ortadadır. Başbakan ve Milli Savunma Bakanı’nın iki kişi olarak sivil azınlıkta olduğu ve teknik hazırlığın da Genel Sekreter unvanı ile asker kesim tarafından yapıldığı Yüksek Askeri Şuralara ilişkin davalının söz konusu iddiası görünen ve mevcut gerçekliğin tam zıttı niteliğindedir.”

Savcılık’tan çark

Dilekçede, Erdoğan’ın Ergenekon operasyonlarına 2008 yılında “Ben bu davanın savcısıyım” diyerek arka çıkmasına ilişkin suçlamaya ise şöyle yanıt verildi: “Sayın Cumhurbaşkanımıza ait olduğu iddia edilen ‘Ben bu davanın savcısıyım’ ifadesi Cumhurbaşkanımız tarafından sarf edilmiş değildir. Davalının genel başkanı olduğu partinin eski genel başkanı tarafından Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik yapılan ‘savcı’ yakıştırması üzerine; sayın Cumhurbaşkanımız ‘Biz kendimize hiçbir vasıf tayin etmemişken bize de savcılık görevini sağ olsun onlar veriyor. Bu da güzel bir şey. Niye? Savcı millet adına vardır, iddia makamı millet adına oradadır. Biz de millet adına evet hakkı aramanın hakkı savunmanın gayreti içindeyiz, eğer bu anlamda savcılık ise evet savcıyız’ ifadelerini kullanarak ‘milletin savcısı’ olduğunu açıkça belirtmiştir.” 19 Aralık 2009’da yapılan Kozmik Oda aramalarında dönemin Başbakanı Erdoğan’ın dahli ve talimatı olmadığı öne sürülen dilekçede, bunun yargı içindeki FETÖ’cülerin kumpası olduğu iddia edildi. Dilekçede, yargının FETÖ tarafından ele geçirilmesinde 12 Eylül 2010’da yapılan anayasa değişikliği referandumunun gösterilmesine de yanıt verilirken, “FETÖ’nün yargının içerisinde güç ve yetki sahibi olmasını sağlayan adımın asıl faili ve müsebbibi CHP’dir” denildi.

Akar dönemini kapsıyor

Erdoğan’ın avukatının YAŞ’ta askerleri suçladığı dönemin önemli bölümünde halen Genelkurmay Başkanı olan Hulusi Akar aktif rol oynadı. 2011-2013 yılları arasında Genelkurmay 2. Başkanı olan ve YAŞ’ın Genel Sekreteri olarak hazırlık çalışmalarını yürüten Akar, 2013-2015 yılları arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine atandı. Orgeneral Akar, 18 Ağustos 2015 tarihinden bu yana ise Genelkurmay Başkanlığı görevini devraldı. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Karargahı’nda olan olayları konu alan çatı iddianamede, darbeye karışan generallerin büyük bölümünün 2011’den sonra YAŞ’ta terfi ettirildiğine dikkat çekildi.

2004 MGK’ye yanıt veremedi

Erdoğan’ın avukatının yanıt dilekçesinde, 2004 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) alınan Fethullah Gülen cemaatiyle mücadele kararının Erdoğan hükümeti tarafından uygulanmaması, AKP yöneticilerinin Erdoğan’ın talimatıyla Gülen ile görüşmesi, 2005’te CHP’nin FETÖ konusunda sunduğu araştırma önergesinin AKP’liler tarafından Meclis’te reddedilmesi, devlet kurumlarının FETÖ’ye açılması konularıyla ilgili açıklama yapılmaktan kaçınıldı. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun avukatının İlker Başbuğ, Işık Koşaner gibi isimlerin tanık olarak dinlenmesi talebiyle ilgili de yorum yapılmadı.

Bu haber 3426 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum